Üyelik Başvurusu

Kullanıcı Adı

 

Şifre

 

Şifremi Unuttum
  1. Üyelik Avantajları Nelerdir?


  1. E-bülten Servisi
  2. Benim Sayfam

İç Piyasalar
Gizle Kapat

22.11.2008 Cumartesi

ULUSAL-100 21.965
Dolar 1,6500
Euro 2,0800
Parite 1,2592
Altin 41,7500
O/N Repo 23,4800
5 dakikada bir güncellenmektedir.
TCMB Döviz Kurları
Gizle Kapat
Alış Satış
Dolar 1.6711 1.6792
Avro 2.1032 2.1133
Sterlin 2.5 2.5131
Döviz Kuru Arşivi için tıklayın
ÜFE & TÜFE Endeksleri
Gizle Kapat

Türkiye İstatistik Kurumu ÜFE ve TÜFE Endeksleri

(2003 = 100 Bazlı) Ekim 2008 ÜFE
önceki aya göre:% 0,57 , önceki yılın aynı ayına göre: % 13,29

Ekim 2008 TÜFE
önceki aya göre: % 2,60 ,
önceki yılın aynı ayına göre: % 11,99

ÜFE & TÜFE Endeks Arşivi


  1. Yazdır
  2. Arkadaşıma Gönder

 Vergi Hukuku Sözlüğü 

Arama

adat Faiz formülündeki ana para miktarı ile gün sayısının çarpımınından elde edilen rakamdır. 
aidiyet Bağlılık, bir yere ait olma.
akim Bitirilemeyen, sonuçsuz.
an'ane Gelenek, görenekler.
arızi Geçici, devamlı olmayan.
ariyet Bir malın geri alınmak üzere, karşılıksız olarak bir başkasının kullanımına bırakılmasıdır.
atıl  Çalışmayan, boşta olan.
avdet Dönmek, geri gelmek.
ayniyat Kullanılmaya müsait para ile ifade edilebilen şeylerdir.
bakiye Artık, artan, kalan, geri kalan şey.
beher Her biri, her.
butlan Geçersiz olmak, hükümsüzlük.
caiz Geçerli, olası, mümkün.
cari Mevcut, geçerli olan.
cebri Zorlayıcı, isteği dışında yaptırılan.
cihet Yön, yan, taraf
coberlik Kendi nam ve hesabına, borsaya kayıtlı olan hisse senedi ve tahvil alım satımı yapmak
cüz Bütünün parçası, bölüm.
defaten Tek seferde, bir defada, birden.
delalet Kanıt olmak, göstermek, aracılık.
derc Dahil etmek, katmak.
dermeyan Görünürdeki, ortada olan.
derpiş  Gözönünde bulundurulan, öngörülen.
deruhde Üzerine alma, üstlenme.
ehven Uygun, ucuz, daha iyi olan.
emare Gösterge, belirti, iz.
emtia Ticari mal, eşya.
esham Hisse senetleri
evsaf Nitelik, sıfat, betimleyici özellikler.
fahiş Haddinden fazla olan, aşırı.
fasid Bozulma, geçersiz.
fire Üretim sürecinde kullanılan hammaddelerin toz ve ufak parçalar şeklinde veya buharlaşma yoluyla fiilen yok olması hali.
fiyat endeksleri Malların dönem içindeki veya belli bir zamandaki fiyatlarını 100 olarak alıp, bundan sonraki fiyatları buna oranlayarak diğer senelerdeki değerlerini bulmak yoluyla hesap edilir.
gaybubet Kaybolma, yokluk, gözönünde olmama.
gayrimenkul Taşınmaz.
gıyab Hazır ve mevcut bulunmama, yokluk, arkasından.
haiz Bir şeyi elinde bulundurmak, maliki olmak.
halel Bozma, eksilme.
harcırah Ödenmesi gereken yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafından birini, birkaçını veya tamamı.
havi İçinde bulunduran, kapsayan.
hibe Bağışlamak, karşılıksız vermek.
hilaf Ters, karşıt, aykırı.
hitam Sonuncu, nihai olan.
huzur hakkı Kenar başlığı “Huzur Hakkı” olan TK m. 333 uyarınca, “Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde, idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.” Bu hak yönetim kurulu üyelerine, ortaklığın karlılığı ya da performanslarından bağımsız, sadece toplantıya katılmaları nedeniyle ödenen bir ücrettir.
hülasa Özet, öz, sadeleştirilmiş şekli.
hüsniyet İyi niyet, dürüstlük.
ıskat Düşürme, silme, hükümsüz kılma.
ıttıla Bilgi edinme, duyma, öğrenme.
iaşe Beslemek, bakmak, geçimini sağlamak.
ibate Barındırmak.
ibraz Senet hamilinin senedi muhatab veye borçluya göstermek yoluyla ödenmesini istemesine denir.
ifa Borç ilişkisinin konusu olan edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı yerine getirilmesidir.
icar Kiralamak.
icmal Özet, kısaltma anlamlarına gelen icmal, günlük işlemlerin türlerine göre ve toplu olarak gösterimi için hazırlanan cetvellerdir.
ifraz Bütünü bölme, parçalara ayırma.
ifsad Bozma, karışıklık çıkarma.
ifşa Ortaya çıkarmak, duyurmak.
ihdas Meydana getirme, ortaya çıkarmak.
ihtiyat Tedbirli davranmak.
ikmal Tamamlama, sonlandırma.
ikrazat Borç verilen para.
iktibas Alıntı, esinlenme.
iktifa Yetinme, yeterli bulma.
iktisap Edinmek, kazanmak.
iktiza Gerekli olmak, işe yaramak.
ilga Yürürlükten kaldırmak, hükümsüz kılmak.
illiyet İlgi, sebep, bağlantı.
iltibas Birbirine çok benzeyen iki şeyin karışması, andırışma.
infisah Hükümsüz bırakmak, feshetme, ayrılma.
in'ikat Anlaşma, kararlaştırma, birleşim.
intifa hakkı Kişisel irtifak (dayanma) haklarından sayılan intifa hakkı, sahibine konusu üzerinde tam yararlanma hakkı verir. Bu hak, taşınır ve taşınmaz mal olabilir, bir mamelek veya herhangi bir hak olabilir (MK mad. 794). 
irat Getiri, kazanç, edinim.
irtifak hakkı Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar. (Yeni MK mad.779)
irtikab Rüşvet almak, kişinin hakkı olmayanı hile ile alması.
isnad Dayanmak, dayandırmak, yükletilmek, ilişkilendirmek.
istihkak Hakediş, kazanılan şey.
istihlak Tüketmek, boşa harcamak, bitirmek.
istihsal Üretim, elde etme.
istikraz Borç almak.
istilzam Gerektirmek, lazım gelmek.
istimlak Kamulaştırmak, kamu kurumunun bir mala bedelini ödemek suretiyle zorla el koymasıdır.
istinaf Kelime olarak söz başlangıcı, yeniden başlamak anlamlarına gelen istinaf, "istinaf mahkemeleri" olarak dava mahkemelerinin verdiği hükümlerin bozulmasını istemek üzere bir üst mahkemeye gönderilmesidir. 
istisna Vergiye tabi olması gereken bir vergi konusunun vergiden hariç tutulması, vergilendirilmemesidir.
iştira Senet kırdırma yani senedin vadesinden önce banka tarafından satın alınması işlemidir.
ivaz Bedel, karşılık.
kain Bulunan, olan.
karine Delil, belirti, ipucu, tersi ispat edilene kadar geçerli sayılan hukuk kuralı.
karz Hukuk dilimizde; ödünç verenin, bir miktar para veya misli eşyanın mülkiyetini ödünç alana geçirme ve ödünç alanın da sözkonusu miktarı geri verme borcu altına girdikleri sözleşmedir (BK mad. 306).
kayyum Kanuni mümessilliğin başlıca çeşitlerinden olan kayyım, kanunda yazılı hallerde ilgililerin müracaatı üzerine sulh mahkemesince tayin edilen kimseye verilen addır.
kebir Büyük
konkordato Mali durumu kötüleşen borçlunun borçlarını ödeme şartları hakkında alacaklılarının çoğunluğu ile yaptığı ve diğer alacaklıları da bağlayan anlaşmadır. 
konsinyasyon Başkasına ait malları emaneten bulundurup onların nam ve hesabına satan müesseselerin yaptıkları işlemlere denir.
konşimento Taşıma senedi olarak da adlandırılan konşimento, üzerinde yükleyici ve alıcı bilgilerinin bulunduğu, yükün nakliyeci tarafından teslim alındığını gösteren belgedir.
lafz Söz, sözle.
mahcuz Mahkemece rehin altına alınmış, haczedilen şey.
mahdud Sınırlı, belirli.
mahsub Hesabedilmiş, hesaba dahil edilmiş, bir miktarın hesaptan düşülmesi.
maktu vergi Herkesten belli bir tarifeye göre eşit olarak alınan sabit miktarlı vergilere verilen isimdir. 
malik Eşyanın sahibi olan, elinde bulunduran.
mamelek Malvarlığı, kişinin sahip olduğu para ile ölçülebilen mal, hak ve borçlarının tümüdür.
mektum Gizli tutulan.
menkul Taşınır.
mer'i Yürürlükte olan, hükmü geçen, tatbik olan.
meskün İçinde insan oturan yer.
mezkur Adı geçen, bahsedilen, zikredilen.
muaccel borç Alacaklı tarafından vadeye bağlanmamış, herhangi bir zamanda ödenmesi talep edilen borç.
muafiyet Bazı vergilerden bazı kimselerin istisna edilme, sorumlu olmama durumudur.
muavin defter Yardımcı defter olarak da bilinen, esas defterlere yapılan kayıtların ayrıntılarını içeren tamamlayıcı nitelikteki defterlerdir.
muayyen Tayin edimiş olan, belirli
muğlak Belirsiz olan, anlaşılması zor olan.
muhabere Haberleşme, yazışma.
muharrik Tahrik eden, harekete getiren.
muhtasar Kısaltma, özet
mukavemet Direnmek, karşı koymak, ayak diremek.
mukayyet Kayıtlı, kayıt altına alınmış, yazılı, bağlı, bağlanmış
mukayyet değer Mukayyet değer, bir iktisadi  kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir (VUK m. 265).
mukim Yerleşik olan, ikamet eden.
mukteza Kanun gereği yazılan yazı, lazım gelmiş, ihtiyaca göre istenmiş görüş.
munzam Ek, ilave, katma.
murahhas Yetkili üye, bir görev ile görevlendirilen kimse.
murakıb Denetçi, hesap işlerini denetlemek için görevlendirilen kimseler, kontrolör anlamlarına gelip anonim şirketlerde beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok murakıp bulunur. Birden çok olan murakıplar bir heyet teşkil ederler. (TK m. 347)
muvakkat Geçici.
muvakkat ve mutasavvıt hesaplar Asli hesaba intikal etmeden önce başka bir hesaba geçici bir zaman için kaydedilen hesaplardır.
muvazaa Sözleşme taraflarının gerçek maksatlarını gizleyerek gerçekte rızaları olmayan bir durumu üçüncü şahıslara karşı mevcut imiş gibi göstermek için yaptıkları sözleşmedir.
mücbir Zorlayıcı.
müflis İflas halinde bulunan, sermayesini kaybetmiş.
mükellef Yükümlü, bir şeyi ödemeye mecbur olan.
mükteseb Edinilmiş, kazanılmış.
mülga Yürürlükten kaldırılmış.
münferit Yalnız, tek başına.
münhasır Kişiye özel olan, belli sınırlar içinde bulunan.
müsadere Zorla alım, yasak bir şeyin kanuna uygun olarak zaptı.
müseccel Tescil edilmiş, kayıtlı, sicile, deftere geçirilmiş.
müstahsil Ürün yetiştiren kimse.
müstahzar Hazırlanmış, hazır.
müstesna İstisna edilen, özel işleme tabi tutulan, benzerlerinden baskın.
müştemilat Eklenti, tamamlayıcı kısım.
müteaddid Çoğalan, birçok.
müteallik İlgisi olan, ait, dair, bağlı.
müteferri Ayrılan, dağılan.
müteferrik Ayrılmış, çeşitli, dağılmış.
mütemmim Bütünleyen, tamamlayan.
mütenasip Uygun olan, benzer.
mütenazır Karşılıklı, karşılık gelen, simetrik.
müteselsilen Birbirine bağlı olan, zincirlenme giden.
mütevelli Vakfın işlerini idare etmek üzere tayin olunan kişi.
narh Mal ve hizmet fiyatlarının resmi makamlarca tespit edilmesidir.
nema Faiz, artış, çoğalma.
nisap Bir toplantı için ulaşılması gereken yeter sayıda üyeyi belirten orandır.
peştemallık Ticari işletmenin devri halinde, işletmenin bulunduğu yerin önemine, sahip olduğu müşteri kitlesine karşılık bilanço değerinin artması nedeniyle devredene ödenen bedeldir.
provizyon Türk Dil Kurumu tarafından provizyon bir çekin para olarak karşılığı şeklinde tanımlanmaktadır.
rayiç Borsada hisse ve malın satış değeri, geçerli olduğu kıymet demektir.
resen  Kendiliğinden, kimseye danışmadan.
risturn Risturn sağlanan finansal avantaj anlamında olup, Kurumlar Vergisinde geçen anlamıyla tüketim kooperatiflerinde üyelere dağıtılan kar anlamındadır. 
rücu hakkı Bir kimsenin yaptığı bir ödemeyi bu ödemeden yararlanan diğer bir kimseden isteme hakkıdır.Bu hakka geri dönme/cayma hakkı da denilmektedir.
rüçhan hakkı Bir alacağın diğerlerinden önce tahsil edilmesini öngören üstünlük hakkıdır.
sarih Belirgin, net görülen.
sehven Yanlışlıkla.
salahiyet Bir konuda kişinin söz sahibi olması , yetki, eh